Finera Gündem 30.10.2025

Finera Gündem, Ekonomi ve Emtia Hakkında Haber ve Analizler

Yazar:

finerafinance

Kategori:

Yayınlanma Tarihi:

Ekim 29, 2025

Finera Gündem, Ekonomi ve Emtia Hakkında Haber ve Analizler

Türkiye Ekonomisi

Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında. Bu emaneti bize bırakanları, büyük lider Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyoruz.

Web TÜFE 3,09 Oldu

Türkiye’de enflasyon alanında yapılan en değerli çalışmalardan biri olan web TÜFE ekim ayında 3,09 olarak gerçekleşti. Endeks içeriğine baktığımızda mevsimsellikten arınmış web TÜFE, satirim web TÜFE dahil olmak üzere enflasyonun ana eğiliminde yukarı yükseliş var. Eylül ayı verisi sonrası yayınladığımız enflasyon raporunda vurguladığımız üzere yılsonu enflasyonu için baz senaryo %32,32’ye yükselmiş durumda. (Aşağıda enflasyon gruplarında web-TÜFE değişimleri ve ekim ayı web-TÜFE gösteriliyor.)

Perakende ve Hizmet Sektöründe Beklentiler Güçlü Pozitif

TÜİK açıkladığı güven endekslerinde hizmet ve perakende sektörü pozitif beklentilerini sürdürürken, inşaat sektöründe çöküş sürüyor. Konut üretiminde sorun büyüyor gibi görünüyor.

Reel Sektörün Kredi Kullanım Oranı 2021’den Beri Geriliyor

Reel sektörün kredi kullanımı verileri BIS (Bank of Settlments) tarafından açıklandı. 2025 1. çeyreğinde veri 49,6. 2020 yılının 2. çeyreğinde rakam 96 seviyesine yükselmişti. Kredi kullanımının GSYH oranındaki gerileme şirketlerin pozisyon kapattığını gösterse de yatırımların düştüğünün de habercisi.

Küresel Ekonomi

Trump’ın Asya Seyahatinden Öne Çıkanlar

ABD Başkanı Donald Trump, Asya turunda alışıldık tarzını bir kez daha sergiledi: sert pazarlık, büyük yatırım vaatleri ve yüksek gürültülü diplomasi. Güney Kore’de Başkan Lee Jae Myung ile sonuçlandırdığı 350 milyar dolarlık ticaret anlaşması, sadece ekonomi değil, stratejik dengeler açısından da önemli bir dönüm noktası. Anlaşma, Seul’ün ABD’ye devasa yatırımlar yapmasını, Washington’un ise Güney Kore mallarına uyguladığı tarifeleri %15’e çekmesini öngörüyor. Ancak bu devasa finansal taahhüt, Kore ekonomisinin döviz dengesi açısından yeni riskler barındırıyor.

Trump’ın bir gün önce Japonya’da imzaladığı benzer anlaşma ise Asya’daki ekonomik güç dengelerini ABD lehine çevirmeye yönelik planın ilk halkasıydı. Japonya’nın 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdü, ABD’nin sanayi, enerji ve yapay zekâ gibi stratejik alanlarında büyük bir sermaye akışı yaratacak. Bu durum, Tokyo’nun kendi üretim tabanını koruma endişelerini de beraberinde getiriyor. Hem Japonya hem de Güney Kore, bu anlaşmalarla kısa vadede ticari istikrar kazanırken, uzun vadede ekonomik bağımsızlık alanlarını Washington’a açmış oluyor.

Hem G. Kore hem Japonya söz konusu taahhütleri yerine getirebilecek mi göreceğiz. Ancak kısa vadede riskleri savuşturmak istedikleri açık. Bizim yorumumuz Trump dönemini bir şekilde oyalamak sonrasında ise bildiklerini yapmak üzere bir strateji kuruyorlar. Çinliler gibi.

Turun en tartışmalı bölümü ise Trump’ın Hindistan ve Pakistan’a yönelik 250% gümrük vergisi tehdidiyle ilgili açıklamaları oldu. Trump, iki ülke arasındaki kısa süreli çatışmanın çözümünde “arabulucu” rol üstlendiğini iddia ederken, kullandığı üslup Yeni Delhi’de tepki çekti. Modi’yi “kibar ama savaşçı bir lider” olarak tanımlaması, Asya turunun diplomatik değil, daha çok Trumpvari bir güç gösterisine dönüştüğünü ortaya koydu. Sonuç olarak, bu seyahat, ekonomik anlaşmalardan çok, Trump’ın ikinci döneminde Asya’ya nasıl yaklaşacağını gösteren bir vitrin oldu: ticaret üzerinden kurulan yeni ittifaklar, eski dostlukların sınandığı bir jeopolitik satranç tahtası.

FED 25 Puan Faiz İndirdi

Fed’in Ekim toplantısında aldığı 25 baz puanlık faiz indirimi kararı, parasal gevşeme döngüsünde yeni bir adım olsa da, birlik içinde alınmış bir karar olmaktan oldukça uzaktı. Komite üyeleri Miran ve Schmid’in karara zıt yönlerde muhalefet etmesi, Fed içinde ekonomi görünümüne dair farklı risk algılarının güçlendiğini ortaya koydu. Bu tablo, para politikasında yön arayışının devam ettiğine işaret ediyor. Başkan Jerome Powell’ın, “Aralık’ta yeni bir faiz indirimi kesin değil” açıklaması ise piyasalar için açık bir şahin sinyal niteliğindeydi. Powell’ın temkinli söylemi sonrası ABD tahvil faizleri hızla yükselirken, borsalar kazançlarını sildi ve dolar güç kazandı. Fed’in bilanço daraltma programını 1 Aralık itibarıyla sonlandırma kararı, likidite sıkışıklığını önlemeyi amaçlasa da, bankanın büyüme endişeleriyle enflasyon riskleri arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Powell’ın açıklamalarında öne çıkan tema, Fed’in artık “otomatik faiz indirimi” döneminde olmadığı yönündeydi. Başkan, enflasyonun düşüş hızının sınırlı kaldığını, ancak aynı zamanda iş gücü piyasasında soğuma sinyallerinin güçlendiğini belirtti. Bu durum, Fed’in politika yönünü artık veri odaklı, risk yönetimi temelli bir stratejiye çevirdiğini ortaya koyuyor. Hükümetin kısmi kapanması nedeniyle resmi verilerin sınırlı olması, Aralık toplantısında belirsizliği artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Özetle, Fed ekonominin güçlü yönlerini korurken, olası resesyon riskine karşı da temkinli bir pozisyon almaya çalışıyor. Piyasalar açısından bu tablo, kısa vadede faiz indirimlerinin yavaşlayacağı, ancak yılın geri kalanında verilere bağlı bir esnekliğin korunacağı anlamına geliyor.

Emtia Piyasaları

Soya Fasulyesi

Soya fasulyesi vadeli fiyatları, buşel başına 10,75 dolar civarında seyrederek 28 Ekim’de görülen 15 ayın en yüksek seviyesine yaklaştı. Yatırımcılar, ABD-Çin arasındaki olası ticaret anlaşmasına yönelik iyimserliklerini korurken, Çin bu hafta ABD’den üç gemi dolusu soya fasulyesi satın aldı ve böylece yeni hasat döneminden yapılan ilk ithalatını gerçekleştirdi.

Devlet kontrolündeki COFCO, Aralık ve Ocak teslimatları için yaklaşık 180.000 ton alımı Pasifik Kuzeybatı limanları üzerinden yaptı. Bu alımlar, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında yapılacak görüşme öncesinde ticari gerilimin yumuşayabileceğine işaret ediyor. Olası bir anlaşma Brezilya fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir çünkü ihracatın %77’si Çin’e yapılıyordu.

Pamuk

Pamuk vadeli kontratları, pound başına 66 sente yaklaşarak eylü ortasından bu yana en yüksek seviyesine çıktı. ABD tahıl piyasalarındaki yükseliş, pamuk fiyatlarını da yukarı taşıdı. ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmasına yönelik iyimserlik ve Çin’in son dönemde gerçekleştirdiği soya fasulyesi alımları, doğal elyafa yönelik talep beklentilerini güçlendirdi. Artan petrol fiyatları da yükselişi destekledi.

Ancak ABD’de dördüncü haftasına giren hükümet kapanması, Tarım Bakanlığı’nın aylık arz-talep raporu dâhil birçok önemli ekonomik ve tarımsal verinin açıklanmasını erteledi. Bu durum, piyasa tahminlerinde belirsizliği artırırken pamuk ticaret akışlarını da aksattı. Resmî verilere erişimin kısıtlanması, piyasalarda şeffaflığı azaltarak fiyat oluşumunu zorlaştırdı.

Diğer yandan Hindistan’da 2024/25 pazarlama yılı pamuk üretiminin 294 lakh balya civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu seviye, son 15 yılın en düşük üretimine işaret ederken 2013/14 dönemindeki 398 lakh balyalık zirveden bu yana süregelen düşüş trendinin devam ettiğini gösteriyor.

Lityum

Lityum karbonat vadeli fiyatları, talep görünümündeki toparlanmayla birlikte ton başına 79.000 yuan (yaklaşık 11.130 dolar) seviyesine çıkarak son iki ayın en yüksek düzeyine ulaştı. Çin hükümeti, elektrikli araç sektörüne ve lityum yoğun enerji depolama sistemlerine yönelik desteğini artırarak, enerji depolama altyapısına tazminat mekanizmaları getirdi ve elektrikli araç şarj kapasitesini 2027 yılına kadar 180 gigawatt’a çıkarma hedefi koydu.

Eylül ayında Çin’de yeni enerji araçları üretimi yıllık bazda %20,3 artış göstererek yılın en yüksek oranına ulaştı. Buna paralel olarak, sektör verileri lityum stoklarının ardışık üçüncü hafta da azaldığını ortaya koydu.

Ancak, piyasadaki göreceli yüksek arz seviyesi fiyatların Ağustos ayında görülen bir yıllık zirveyi yeniden test etmesini engelledi. Öte yandan, Çinli yetkililer CATL’nin Jiangxi madeninde faaliyetlerin yeniden başlamasına yönelik rezerv raporlarını onayladı. Bu gelişme, küresel arzın yaklaşık %3’ünü sağlayan madende daha önce izinlerin yenilenememesi nedeniyle yaşanan fiyat artışlarını sınırlayan bir etki yarattı.

Çinko

Çinko vadeli fiyatları, Ekim ayı sonunda ton başına 3.000 doların üzerine çıkarak Aralık 2024’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Piyasadaki olumlu hava, bu hafta yapılması beklenen ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki görüşme öncesinde güç kazandı. Liderlerin, ABD’nin yüksek gümrük tarifelerini ve Çin’in nadir element ihracat kontrollerini geçici olarak askıya alabilecek bir anlaşmayı sonuçlandırması bekleniyor. Bu gelişme, dünyanın iki büyük ekonomisi arasındaki ticaret görünümüne ilişkin endişeleri hafifletme potansiyeline sahip.

Uluslararası Kurşun ve Çinko Araştırma Grubu (ILZSG) verilerine göre, 2025 yılında madenden çıkarılan çinko üretimi %6,3 artmasına rağmen rafine çinko üretimi %2’den fazla geriledi. Ayrıca, çinko için işleme ücretleri geçen yıl negatif seviyedeyken bu yıl ton başına 87,5 dolara yükseldi. Bu gelişmelerin etkisiyle, Londra Metal Borsası (LME) stokları yıl başındaki 230,5 bin ton seviyesinden 37,3 bin tonun altına gerileyerek keskin bir düşüş gösterdi.

Bu İçeriği Paylaşın!

Mail Listesine Kaydol!

Haftanın Panoraması ve Finera Gündem Ücretsiz Olarak Mail Kutunda!

Daha Fazla İçerik